30 Kasım 2016 Çarşamba

ŞerefsizLİG Yapmayın!


Bir yayıncı kuruluş düşünün ki; 500 milyon dolar ödeyerek yayın haklarını aldığı ligin maçını, İspanyol derbisiyle çakışmasın diye kendi derbisini ileri saate almak isteyen,
Bir federasyon düşünün ki; ülkesini Şampiyonlar Ligi'nde temsil eden, gruptan çıkma ihtimali %60-70 olan, gruptan çıkması halinde ülke puanına büyük katkı yapacak olan bir takımın, sırf El Classico'nun ikinci yarısıyla çakışmasın diye öteleme talebini kulüplere bildiren,
Bir federasyon düşünün ki; meteorolojinin 1 ay öncesinde tarihine kadar bildirdiği kar yağışına rağmen Beşiktaş'ın maç günlerini, hatta saatlerini bile değiştirmeyen;
Bir federasyon düşünün ki; Beşiktaş bir maçın gününün değişikliğini istediğinde buna gerekçe olarak Şampiyonlar ya da Avrupa Ligi'ni gösterdiğinde anında reddeden..

Şimdi soruyoruz...
Bir fikstür, ülkenin hava durumuna, kendi oyuncularının sağlığına ve takımların fikstür sıkışıklığına göre mi ayarlanır yoksa bir takımın saf dışı bırakılması, oyuncuların kötü hava şartları ya da yoğun maç trafiğinden dolayı sakatlanmaları için mi?
Bir fikstür, ülkeni Avrupa'da temsil eden takımlara göre mi ayarlanır, yoksa Avrupa kupalarında rakip olduğun takımlara göre mi?

Yarın öbür gün paraya endeksli fikstürün yüzünden takımlar bir ya da bir kaç oyuncusundan sakatlık dolayısıyla mahrum kalırsa ne olacak?
Cumartesi günü Allah korusun başta Q7, Oğuzhan, Tosic, Fabri, Adriano, Cenk gibi önemli oyuncular sakatlanırsa ve salı günü Kiev maçını bunun hesabını kim verebilir?
İnşallah cumartesi günü sakatlık falan olmaz. Bir oyuncumuz sakatlanacağına yenilmeyi tercih ederim.

Ha.. Bir de galatasarayıların çok övündüğü başarılar bakın nasıl gelmiş.
Türkiye Futbol Federasyonu, Galatasaray'ın 6 maçını Avrupa sınavları nedeniyle erteledi.
1999-2000 Sezonu
- 19/21 Kasım'da oynanması gereken Fenerbahçe-Galatasaray derbisi, 23 Kasım'da oynanan Bologna-Galatasaray UEFA Kupası maçı nedeniyle ertelendi. Erteleme maçını Galatasaray 1-2 kazandı.
2000-2001 Sezonu
- 25-27 Ağustos'ta oynanması gereken Bursaspor-Galatasaray maçı, 25 Ağustos'ta oynanan Galatasaray-Real Madrid Süper Kupa Finali nedeniyle ertelendi. Erteleme maçını Galatasaray 0-2 kazandı.
- 3-5 Kasım'da oynanması gereken Antalyaspor-Galatasaray maçı, 7 Kasım'da oynanan Galatasaray-Sturm Graz Şampiyonlar Ligi maçı nedeniyle ertelendi. Erteleme maçını Galatasaray 0-1 kazandı.
- 2-4 Mart'ta oynanması gereken İstanbulspor-Galatasaray maçı, 7 Mart'ta oynanan Galatasaray-Milan Şampiyonlar Ligi maçı nedeniyle ertelendi. Erteleme maçını Galatasaray 3-5 kazandı.
2001-02 Sezonu
- 16-18 Mart'ta oynanması gereken Trabzonspor-Galatasaray maçı, 13 Mart'ta oynanan Paris Saint Germain-Galatasaray Şampiyonlar Ligi maçı nedeniyle ertelendi. Erteleme maçını Galatasaray 0-2 kazandı.
2002-2003 Sezonu
- 20-22 Eylül'de oynanması gereken Fenerbahçe-Galatasaray derbisi, 24 Eylül'de oynanan Galatasaray-Barcelona Şampiyonlar Ligi maçı nedeniyle ertelendi. 6 Kasım'da oynanan derbiyi Fenerbahçe 6-0 kazandı.
Mustafa ŞAHİN / Blogger

22 Kasım 2016 Salı

Gazanız mübarek, Gönlümüz Şenol'sun !



    İki haftalık molanın ardından Adanaspor maçıyla kavuştuğumuz Beşiktaş'ımızın yarın hayati derecede önemli bir Benfica maçı var. Bu iki haftada Milli maç ve kendi ülkemiz dışında başka hiç bir ülkenin ilgi duymadığı meşhur "Derbi" muhabbetlerinden son derece sıkıldım. Neyse ki su gibi akıp giden zaman bizi yarın yine Beşiktaş'ımızla, hem de mabedimizde bir Şampiyonlar Ligi akşamında buluşturacak.

    Kadromuzda o kadar sakat oyuncumuz var ki, sezon başında "yedek takımını koysan bu yıl yine şampiyon olur" diye gıpta ile söz edilen Beşiktaş'ımıza nazar mı desek, haset mi desek yoksa göz mü desek bir şeyler değdiği aşikar. Geçen yıl geçirdiği ağır sakatlıktan ötürü Rhodolfo'nun tam anlamıyla iyileşmemiş olmasını anlayabilirim. Lakin Adriano'nun bir dünya starı olarak kendisine dikkat etmemesine göz yumamam. Hele hele sakat Tosic'in Sırp milli takımında oynatılması şöyle dursun, bu kadar önemli bir maç seni beklerken riske edilip milli takıma gönderilmesinin izahı yok. Gökhan Gönül neredeyse geldiğinden beri ihtiyaç olduğu her maçta ağrı, sancı yaşıyor.  Neticede bu takım hibrit çim serili sahada idman yapıyor ve nedense hep aynı oyuncular sakatlanıyor. Amacım büyük maç öncesi oyuncularımızı eleştirmek tabi ki değil. Lakin biraz daha dikkat, biraz daha özveri sadece..

    Sahaya kim çıkarsa çıksın 11 kişi çıkıyoruz kuralı bu seviyelerde işlemiyor. Yaş ortalaması 26,3 olan Benfica, Napoli kadar güçlü ve dirençli olmasa da oyun ve sistem olarak bizden üstün olduğunu kabul ettiğimiz bir takım. Ancak 4. torbadan gelip liderlik kovalayan Beşiktaş'ımızı da yabana atmıyoruz elbet.

    Kalede Fabri'nin oynayacağı maçta belki de kilit unsur savunma dörtlüsünün hangi oyuncularımızdan oluşacağı. Şahsen bazı kesimlerce sol bek performansı beğenilen Beck'in, Benfica karşısında eleğe döneceğinden benim şüphem yok. Ligin dibine demir atmış Adanaspor'un sağ açığını arkasına kaçırıp yetişemeyen Beck, Gökhan Gönül sağlıklıysa yedekte başlar. Hiç macera aramaya gerek yok. Napoli maçında yıllardır neden Barcelona'da oynadığı ispatlayan bir oyun ortaya koyan Adriano sol bekte yerini almalı. Sol stoperde sakatlığını atlatmış bir Tosic olacağına inanmak istiyorum. Sağda ise tabiki Marcelo. Önlerinde Oğuzhan ve Atiba'yı bekliyorum. Kanadın birinde Q7'nin oynayacağı kesin diğerinin ise Cenk olacağı %100'e yakın. Ve tabi ki 10 numarada Tolgay ve ileri uçta Aboubakar.

   Şenol Hocamızdan dileğim bu maçta ileri uçta Cenk, kanatta Aboubakar'ı oynatması. Bunun yanı sıra geçen yıl şampiyonluğu getiren "Run Forrest Run" taktiğiyle takım topu kaptırdığı anda rakibin üzerine Allah ne verdiyse pres yapması. Geride kalan 4 maçta golü ya da golleri bir şekilde bulduk. Bu maçta da buluruz. Ne yaparsak yapalım Benfica'yı  kalemize yaklaştırmamalıyız. Taraftar baskısını da hesaba katarsak ilk golü yiyen taraf olmadığımız sürece beraberlikten öte Benfica'yı yenebileceğimize inanıyorum. Gazanız mübarek, gönlümüz Şenol'sun!

Mustafa ŞAHİN / Blogger