Öyle bir halka sahip bir ülkeyiz ki; sağcısı solcusundan, solcusu sağcısından yobaz. Ateisti Müslümanından cahil, Müslümanı ateistinden. Kimsenin kimseye zerre tahammülü yok. Bu devirde İslam'ı tam anlamıyla yaşamak zor. Yaşayan yaşar orası ayrı tabi. Neticede Kuran-ı Kerim var Allah kelâmı. Başka hiçbir kaynak olmasa da müslümana Kur'an yeter. Peki ateiste ne yeter? Dinsiz imansız yaşayıp, her türlü günahı özgürlük olarak kanıksayan ve kanıksatan, öldükten sonra bir at pisliği olacağı ya da yok olacağına inananın kaynağı nedir? Yokluk mu? Neyse. Yazının konusu din-iman değil zaten. Herkes inandığı gibi yaşamakta özgür. Kimse kimsenin yerine cehennemde yanmayacak ne de olsa...
Öncelikle kendi ideolojimden bahsedeyim. Zat-ı âliniz ben Elhamdülillah müslüman bir ailenin müslüman bir evladıyım. Ne kadar müslümanım? Takvayı Allah bilir.. Her şeyden önce Allah'ın bir garip kuluyum. Ne sağcıyım ne de solcu. Ne kimsenin götünün kılıyım, ne de bir ölümlünün kulu kölesi! 26 yıllık ömrümde hiçbir CHP genel başkanını sevemediğimi de ekleyeyim. Siyasetle ilgili gündemden öte ilgilenmem. Karşımdaki bana siyasi muhabbet yaptığında "evet, hı hı, aynen, doğru, haklısın, kesinlikle" den öte gitmez benim siyasetim. Ha siz çok biliyorsunuz ama! Tayyip'in Amerikan "acanı" olduğunu(!), kendi halkını öldürttüğünü, kendi askerini IŞİD'e vurdurttuğunu. Çünkü Tayyip o bildiğiniz her şeyin emrini sizin yanınızda verdi. Ya da siz gizlice öğrendiniz çünkü muhteşem bir istihbaratınız var! Devam.. Osmanlı'da benim atam, Atatürk'te benim atam. Neticede bunlar olmasa, Allah yardım etmese ben nasıl olam? (Güzel kafiye oldu.) Kendimle ilgili fazla konuştum. Birazda içimdeki zehri kusayım.
Ülkemiz son yıllarda Cumhuriyet tarihinin belki de en kötü birkaç döneminden birini yaşıyor. Asgari ücret açlık sınırını karşılamıyor, can güvenliği yok, dolar almış başını gitmiş, her gün şehit haberi geliyor, metropolde bomba patlıyor, memleket Suriyeli kaynıyor, ülkeye had safhada nifak tohumu serpiliyor ve daha niceleri.. Ancak bu dönemi diğerlerinden ayıran bir husus var. Bu hususun adı Türk düşmanlığı ve İslamofobi. Ben küçüklüğümden beri müslüman aleminin bu kadar zulm gördüğü, savaşa ve sömürüye tanık olduğu bir dönem daha görmedim. Şu an batı bize sırtını dönmüşse, gelme bizim buralara demişse bu tamamen müslüman bir ülke oluşumuzdan, yeni bir Osmanlı korkularından dolayıdır. Hani şu senin küfrettiğin Osmanlı var ya Pelinsu heh işte o. Bu gavûr oğulları öyle bir korkarlar ki senin-benim geçmişimden, atamızdan dedemizden hâlâ korkuları işte bu yüzden.
Ülkede çok tip insan var malum. Ama benim kafasını hiç anlayamadığım ve anlayamacağım bir gürûh var. Onlar ki Atatürk'e taparlar, sofralarından rakılarını eksik etmezler, ülkede darbe olur sokağa çıkmaz, çıkana da aptal muamelesi yaparlar, işlerine geldiği zaman fetö terör örgütüdür, işlerine gelmediğinde fetö Tayyip'in adamıdır birlikte iş çeviriyorlardır. Bunlar sırf Tayyip'e muhalif olmak adına müslüman değildirler. Laik'tirler ancak siyasi görüşlerinden ötürü islam düşmanıdırlar. Sarıklı, cüppeli bir insan gördüklerinde üzerine kusmak isterler. Demokrasi derler ancak iktidar seçmenine koyun derler. Özgürlük derler inanan müslümanın giyimine kuşamına hayat tarzına karışmak isterler. Vatan Millet Sakarya'dır onlar için ama zulme susan dilsiz şeytan oluverirler. Batı da bomba patladığında yazık, insanlar ölmesin derler terörü lanetlerler, ülkesinde bomba patladığında Tayyip'i küfrederler. Tecavüzcünün suç aleti kesilsin derler ama ülkeye Şeriatı getirecekler derler. Tapmayın şu adama derler Atatürk'e taparlar. Peygambere küfrederler. Herkesin altına yatarlar, ama gözle taciz edildiğinde nefret ediyorum yobazlardan diye çemkirirler. Hollanda etine buduna bakmaz ülkeye kafa tutar, tepki koyacağına kendi ülkesiyle alay ederler. Her yer AVM oldu derler AVMlerden çıkmazlar. Daha ne yazsam bilemedim..
Hadi benim anne babam dedem ninem yaşadığı dönem itibarıyla susuz kalmış tanker peşinde koşmuş, şehir çöplüğe dönmüş, toplu ulaşım namına bir şey bulamamış, arabası olsa gidecek yol bulamamış, hastaneye gitmiş muayene olamamış, bakkaldan yağ, zeytin, peynir, un, tüp alamamış, okuluna örtüsüyle girememiş, Ezan'ı Türkçe dinlemiş, işsiz kalmış devletten destek görememiş, ekonomik krizle mücadele etmiş de sonunda bir seçim yaparak bu iktidari başına getirmiş. Peki bu yaşında senin derdin ne ki doğar doğmaz iktidara düşman kesiliyorsun? Ne senin derdin ki İslam düşmanı kesiliyorsun? Senin ne yaptığın nasıl yaşadığın beni nasıl bağlamıyorsa sen kimsin ki insanların inancına karışmaya cüret ediyorsun?
Yine bana dönelim. Ben asgari ücretten memnun değilim. Alınan bunca vergiler, hava paralarıyla bu ülke insanı çok daha fazla asgari ücreti hak ediyor. En azından açlık sınırının üstünde bir rakamı. İktidarın Suriye politikasından çok da memnun değilim. En azından büyük şehirlere mülteci girişlerine izin verilmemeliydi. Eğitim ve sınav sisteminden memnun değilim. Torpil sisteminden memnun değilim. Şehir trafiğinden ve yetersiz ulaşımdan memnun değilim. İktidar seçmeninin hayaller dünyasında yaşamasından memnun değilim. Muhalefetin gerçek anlamda değil de kelime anlamıyla muhalefet vazifesini yerine getirmesinden de memnun değilim. İşin en garibi de Tayyip'den başka ülkeyi bu dönemde ayakta tutabilecek birinin olmayışından memnun değilim. Zaten hangi dönemde bu saydıklarım düzgündü ki? Yazının başında da belirttiğim gibi bir siyasi görüşüm fikrim ideolojim yok. Amma velakin elin düşmanlığı şöyle dursun içimizdeki düşmanlarla aynı fikri asla taşımam. Tüm Batı sözleşmiş gibi hayır diyorsa, PKK/HDP hayır diyorsa, Gavur hayır diyorsa, FETO hayır diyorsa, CHP hayır diyorsa ben bu işi "HAYIR'lı" görmüyorum.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder